Moleküler Biyoloji Nedir Ve Ne Değildir?
Tercih döneminde bulunmamız nedeniyle kafalarda oluşan
soruları giderebilmek için yeni mezun bir moleküler biyoloji öğrencisi olarak
sizlerle bilgilerimi ve deneyimlerimi paylaşmak istedim. Bölüm hakkında genel
bilgi ve iş olanakları hakkında fikir sahibi olmanız için yeterli bir yazı
olacak.
Öncelik olarak şunu belirtmek isterim ki; hiçbir meslek
içine girilmeden öğrenilmez o nedenle mezun olup çalışmaya başlasanız bile %100
mutlu olamayabilirsiniz. Unutmayın ki hiçbir şey için geç değildir ve hala
mutlu olacağınız şeyi bulmak için zamanınız olabilir. Büşra’dan nasihatler
kısmını da geçtiğimize göre bölüm hakkındaki bilgilere devam edebiliriz…
Moleküler biyoloji çoğu üniversitenin fen edebiyat
fakültesinde bulunan bir temel araştırma bölümüdür. Uygulamalı bir alandır,
çalışmaları laboratuvarda sürdürülmektedir.
Moleküler biyoloji sayısaldan girilmesine rağmen mühendislik
gibi ağır sayısal dersler içeren bir bölüm değildir. Belki de sayısalın en
rahat bölümüdür diyebilirim. Biyoinformatik, biyoistatistik, biyokimya ve
biyokimyasal hesaplamalar gibi derslerin haricinde tümü sözel derslerden
oluşmaktadır. Sayısaldan girilmesinin mantığı ne derseniz de bireyin analitik
zekasına yönelik bir program olmasından kaynaklanmaktadır.
Hastane laboratuvarında kan, idrar, gaita testleri yapan bir
bölüm asla değildir. Genel kanının aksine moleküler biyoloji mezunları
hastanelerin mikrobiyoloji, biyokimya laboratuvarlarına gidip de kan testi
yapmazlar. Bu grup çalışanlar 2 yıllık laboratuvar teknikerleridir.
Moleküler biyoloji kesin işsiz kalırım diyeceğiniz bir bölüm
değildir. Hangi okulda olursak olalım hiçbir üniversite öğrenciye zorla bir yeti
katamaz. Öğrenci ne kadar ister ve çabalarsa aynı oranda başarılı olur. Okulu
ciddiyetsizlik ve sorumsuzlukla bitirip, kayda değer bir başarı elde edemeyen
bir öğrenci kendisine iş teklifi yağmasını beklememeli bence.
Peki Moleküler Biyoloji Okursam Nasıl Dersler Göreceğim, İngilizce
Şart Mı?
İlgilendiğiniz okulun sayfasında mutlaka ders programını
bulabilirsiniz. İçerik konusunda da dersler genel olarak sözel ağırlıklı, daha
önce bahsettiğim gibi. İlk iki sene temek konuları ayrıntısıyla gördükten sonraki
senelerde ilgi alanınıza göre seçmeli derslerinizi seçip kendinizi
geliştirebilirsiniz.
Derslerin genel içeriği hücre içerisindeki gen ve proteinler
işlevleri, birbiriyle ilişkileri ve kurdukları devreler hakkında fakat
ilerleyen zamanlarda daha ayrıntılı dersler de göreceksiniz.
Teorik derslere ek olarak bol bol laboratuvar uygulaması da
var. Laboratuvardan sonra rapor yazmanız istenecek çile gibi gelebilir ama
hayata hazırlık gibi düşünün. Genelde grup şeklinde gerçekleşen lab
uygulamalarında ne kadar çok denerseniz sizin için o kadar iyi olur.
Araştırmaya dayalı bir bölüm ve sürekli gelişmeler olduğu
için güncel makale ve çalışmaları takip etmeniz önemli, bu sebeple de
İngilizcenizin iyi olması size avantaj sağlar. Zaten zamanla okuya okuya makale
diline de alışırsınız. Ben Türkçe eğitim veren bir üniversiteden mezun olmama
rağmen makale okurken zorlanma yaşamadım.

Peki Yiğenim Sen Şimdi Okudun Da Ne İş Yapacaksın?
Eğitim süreniz boyunca en çok karşılaşacağınız soru bu
olabilir. Bir de bunun kardeşi var: ‘Hıı, iki yıllık mı o bölüm?’. Bu iki
soruyu her duyduğunuzda cinnet geçirecek gibi olabilirsiniz ama cevabınız hazır
olsun ve otomatiğe bağlamış gibi cevap verin. Pandemiden sonra kim sorarsa
‘koronaya aşı buluyoz biz ya’ diyip geçiyorum kafalar rahat oluyor.
Moleküler biyolojinin birçok alt dalı var; mikrobiyoloji,
protein mühendisliği, genetik mühendisliği, tıbbi biyoloji, biyoinformatik,
biyoteknoloji, bitki çalışmaları gibi uzuuun bir liste mevcut. Hangi alanı
seçeceğiniz tamamen sizin ilginize bağlı.
Moleküler biyoloji tercih eden kişiler genelde akademik kariyer
hedefi ile yola başlıyorlar. Peki akademi nedir? Lisans eğitiminizi gördüğünüz
üniversite veya başka bir üniversitede yüksek lisans ardından doktora
eğitimlerini bitirip araştırma görevlisi veya öğretim görevlisi olabilirsiniz.
Doktoraya kadar ders mi göreceğim? Hayır. Yüksek lisans eğitiminin 1 yılı ve
doktora eğitiminin 3 yılı tez çalışması içindir. Yani laboratuvara girip tez
konunuz üzerine deneylerinizi gerçekleştireceksiniz. Sonrasında dilerseniz
öğretim görevlisi olabilirsiniz. Araştırma görevlisi olmak için doktorayı
bitirmenize gerek yoktur, yüksek lisans eğitiminiz devam ederken asistan
olabilirsiniz.
En çok tercih edilen diğer bir istihdam alanı ise hastaneler
ve özel laboratuvarlar. Genetik ve biyolojik analizlerin yapıldığı hastane ve
özel laboratuvarın yanında gıda, tohum, ilaç laboratuvarlarında da moleküler
biyoloji alanında çalışanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Dilerseniz mezun olduktan
sonra dilerseniz yüksek lisans yapıp belli bir alanda uzmanlaştıktan sonra bu
laboratuvarlarda çalışabilirsiniz. Zaten iş ilanlarına girip baktığınız zaman
‘mikrobiyoloji uzmanı’, ‘tıbbi biyolog’, ‘moleküler biyolog’ gibi başlıklar
görebilirsiniz. Bu unvanları kazanmanız için belli sertifikaları almanız veya
yüksek lisans yapmanız gerekiyor. Hastanenler ve özel laboratuvarlara ek olarak
tüp bebek merkezlerinde de moleküler biyologlar çalışabilmektedir.
Biyoinformatik, bilgisayarlı biyoloji olarak da geçen bir
bölüm. Biyolojik verilerin işlenmesiyle ilgilenen bir alan. Eğer hem bilgisayar
teknolojilerine hem de biyolojiye ilginiz varsa bu alanda ilerlemeyi tercih
edebilirsiniz. Örneğin özel bir genetik laboratuvarında moleküler biyolog
elindeki DNA’nın dizisini bulmak için çeşitli işlemleri yaptıktan sonra bu
verileri bilgisayarda işleyip DNA dizisinin son halini oluşturan kişi
biyoinformatikçidir.
Peki sağlık dışında hiç mi çalışacak alan yok? Moleküler
biyoloji yaşam bilimi dalı olduğu için yaşamın her alanında kendine yer
edinebiliyor. Biyoteknoloji şirketlerindeki arge birimleri, çalışmalar için
gerekli kit ve bileşenleri hazırlayan firmalar, gıda analiz laboratuvarları,
tarım orman bakanlığı gibi geniş bir çalışma yelpazesi var.

Her Şey İyi Güzel Peki Kötü Bir Şeyi Yok Mu Bu Bölümün?
Moleküler biyoloji sabır ve dikkat isteyen bir bölüm. DNA,
protein, doku örneği gibi hassas materyallerle çalıştığınız için en ufak
dikkatsizlikte bozulma oranları çok yüksek ve bu da çalışmanızı tekrarlamanıza
neden oluyor. Steril koşullarda çalışmalısınız çünkü havadan gelen bir toz
tanesi bile deneyi bozmaya yetiyor.
Her ne kadar hücresel işlevler ve genler incelenmiş ve
çözülmüş gibi dursa da bilinmeyen hala çok şey var. Bu sebeple, özellikle
akademik çalışmalarda, deneyinizin olmamasının veya yanlış çıkmasının nedenini
tahmin edebilirsiniz ama kesin bir şekilde bilemeyebilirsiniz. Hala hücre
içerisinde çözülmeyi bekleyen çok fazla olay var..
Genel biyolojinin aksine moleküler biyoloji çok küçük
boyutlardaki maddelerle çalışıyor. Yaptığınız çalışmayı veya eklediğiniz
malzemeyi göremediğiniz zamanlar bile oluyor. Demek istediğim DNA izolasyonu
yaparken enzimi 0.5 µl koyuyoruz mesela. (1 ml 1000 µl) Kafanızda
canlandırabildiniz mi… Hal böyle olunca da mekanik bir parça gibi istediğimiz
gibi takıp çıkartıp deneyemiyoruz. Deney için uygun koşulları ayarlayıp
olmasını beklemekten başka yapacak pek bir şey yok çünkü dokunup
yapabileceğiniz bir şey değil.
Akademik çalışmalar maalesef yavaş ilerliyor. İlk defa
yapacağınız bir çalışmada koşulları bilmediğinizden dolayı uygun parametreleri
bulmak bazen aylar alabiliyor. Ama bulduğunuzda deneyinize ışık hızında devam
edebilirsiniz. İşte bu akademi isteyenler için sabır gerektiren bir durum. Aynı
işlemi belki de 100 defa 1000 defa tekrarlamak gerekiyor. ‘Moleküler biyoloji
okuyacağım, bilim adamı olacağım!’ Diyorsanız sabırlı olun ve sakin sakin
deneyinizi yapmaya devam edin.
Eğer gerçekten bilime bir katkı sağlamak, insanlara faydalı
bir iş yapmak istiyorsanız, ben laba girerim çalışmamı yapana kadar denerim
diyorsanız moleküler biyoloji seçebilirsiniz. Yazım sizi korkutmasın aslında
eğlenceli bir bölüm. Ve bütün gün klimalı laboratuvarda çalışıyorsunuz, miss.
Bir sonraki yazımda moleküler biyoloji okuyanlar için
tavsiyelerde bulunacağım. Sorularınızı aşağıya yazabilir veya sol taraftan
benimle iletişime geçebilirsiniz. Sizi mutlu edecek şeyi bulmanız dileğiyle,
başarılar…
*Tüm görseller Pinterest’ten alınmıştır.

Yorumlar
Yorum Gönder